Uzun Kullanılmayan Aracı Kullanıma Hazırlama
Babamın garajında iki kış boyunca bekleyen bir sedan vardı. "Nasılsa çalışır" deyip anahtarı çevirmiştim; marş motoru inledi, akü öldü, sonra da fren pedalı ayağımın altında yere kadar indi. O gün öğrendim ki uzun süre park edilen araç, çalıştırma tuşuna basmadan önce ciddiye alınması gereken bir iştir. Aşağıda, o günden sonra kendime çıkardığım kontrol listesini sırasıyla anlatıyorum. Hepsi evde, temel el aletleriyle yapılabilecek işler.
Motoru Çalıştırmadan Önce: Gözle ve Elle Kontrol
Aracı uyandırmadan önce en az yarım saatimi etrafında dolaşarak geçiriyorum. Duran bir araçta en büyük düşman kemirgenler, nem ve zamanla sertleşen kauçuk parçalar oluyor.
Kaputu açıp önce burnumu kullanıyorum: küf, benzin ya da tatlımsı antifriz kokusu varsa orada bir sorun var demektir. Ardından bir el feneriyle motor bloğunun altını, hava filtresi kutusunun içini ve akü kablolarının çevresini kontrol ediyorum. Fare yuvası ya da kemirilmiş kablo izi bulmak sandığınızdan çok daha yaygın.
- Aracın altında yağ, antifriz veya fren hidroliği lekesi var mı — kartonu yere serip bir gün beklemek en kolay yöntem
- Kayışlarda çatlak, parlama, kenar aşınması; hortumlarda sertleşme veya sünger gibi yumuşama
- Hava filtresi kutusunun ve egzoz çıkışının içinde yuva, yaprak, tohum birikintisi
- Motor yağı çubuğunda süt kahve rengi bir görüntü (su karışması) ya da sert benzin kokusu
- Antifriz seviyesi ve rengi; pas kırmızısına dönmüşse soğutma sistemine el atmak gerekir
Kayış ve hortum konusunda cimrilik yapmıyorum. Duran araçta kauçuk, çalışan araçtakinden daha hızlı yorulur çünkü esneme olmadığı için mikro çatlaklar yerleşir. Elimle bastırdığımda çıtırtı sesi veren bir radyatör hortumunu yola çıkmadan değiştiriyorum.
Akü, Yakıt ve Sıvılar
Akü neredeyse her zaman ilk kurban. Bir ay üstü duruşta kendi kendine boşalır, üç ayı geçtiyse plakalarda sülfatlaşma başlamıştır. Şarj cihazına bağlayıp düşük amperle yavaş şarj etmeyi deniyorum; 12,4 volt civarına çıkıp orada kalıyorsa şansım var, 11 voltun altında takılı kalıyorsa yenisini almak daha akıllıca. Kutup başlarındaki beyaz-mavi tozu karbonat çözeltisi ve tel fırçayla temizleyip ince bir gres sürüyorum.
Yakıt tarafında süre belirleyici. Altı ayı aşan benzin oksitlenir, buharlaşan hafif bileşenler yerine reçinemsi tortu bırakır. Depo yarı boşsa iç yüzeyde yoğuşma suyu birikmiştir. Benim yaklaşımım şu:
- Depoda az yakıt varsa, üzerine taze benzin ekleyip bir yakıt sistemi temizleyici katmak çoğu zaman yeterli oluyor.
- Depo doluysa ve bir yılı geçmişse, yakıtı boşaltmak veya bir kısmını çektirmek daha güvenli.
- Dizel araçlarda ayrıca yakıt filtresindeki su tahliyesini yapıyor, mümkünse filtreyi komple yeniliyorum.
Motor yağı, aracın kaç kilometrede park edildiğinden bağımsız olarak değişecek listesinde. Yağ, içindeki asidik bileşenlerle birlikte durdukça motor iç yüzeylerini yavaşça yer. Filtreyle birlikte yeni yağ koymak, ilk çalıştırmadan önce yapabileceğiniz en değerli yatırım. Aynı şekilde hava filtresi ve polen filtresi de nemli garajda küf tutmuş olabilir, ikisi de birkaç dakikalık iş.
İlk Çalıştırma: Acele Etmeden
Bujili araçlarda bujileri sökünp her silindire birkaç damla motor yağı damlatıyorum, sonra bujileri geri takmadan marşa birkaç saniye basıyorum. Böylece yağ pompası galerileri dolduruyor ve silindir duvarları kuru sürtünmeye maruz kalmıyor. Bu arada bujilerin durumunu görme fırsatı da oluyor; ucu paslanmış, elektrot aralığı bozulmuş bujiyi değiştiriyorum.
Motor çalıştıktan sonra hemen gaza yüklenmiyorum. Rölantide tutup şunları izliyorum:
- Yağ basınç lambası ilk iki saniyede sönüyor mu
- Egzozdan gelen duman rengi — beyaz buhar normal, mavi veya sürekli beyaz duman değil
- Hararet göstergesinin normal aralığa çıkıp orada sabitlenmesi, fanın devreye girmesi
- Tıkırtı, ıslık, metalik sürtünme gibi alışılmadık sesler
Klimayı ilk gün çalıştırıyorum ama önce sadece fanla, birkaç dakika. Duran araçta kompresör keçesi kuruyabiliyor ve peteklerde küf oluşuyor; birkaç çevrimden sonra koku geçmiyorsa petek temizliği ve gaz kontrolü gerekiyor demektir.
Fren, Lastik ve İlk Sürüş
Beni en çok korkutan kısım burası. Disklerde bir gecede bile pas oluşur; aylarca durmuşsa balatalar diske yapışmış olabilir. Aracı düz zeminde ileri geri birkaç metre hareket ettirip frene hafifçe basarak pası aşındırıyorum. Pedal yumuşak ve derine iniyorsa hidrolik hatta hava ya da nem var; fren sıvısı higroskopiktir, iki yılı geçen sıvıyı değiştirip sistemi havasını almak şart.
Lastiklerde duruş sırasında yere değen yüzey düzleşir. Kısa mesafede titreşim hissediyorsanız panik yapmayın, birkaç kilometre ısındıktan sonra çoğu zaman düzeliyor. Ancak yan duvarda çatlak, kenarlarda kılcal ağ görünümü varsa lastiğin yaşı dolmuştur. Basınçları etikette yazan değere ayarlıyor, stepneyi de unutmuyorum.
- El frenini uzun duruşlarda çekili bırakmayın, takoz kullanın
- İlk sürüşü sakin bir yan yolda, düşük hızda ve az trafikte yapın
- 10-15 kilometre sonra durup tekrar altına bakın; sıcakken kaçak daha kolay görünür
- Direksiyonda çekme veya titreşim varsa balans ve rot ayarı gerekiyordur
Bu sırayı takip ettiğim her araçta işler sorunsuz yürüdü. To